Futbol
her türlü sonuca, olaya, sürprize birçok şeye açık olsa da olayın bütününde bir
mantığı, matematiği vardır. Birçok yanlışı yapıp doğru sonucu alman zordur. Ya
da yaptığın doğrulardan bir anda sonuç alman çok zordur. Bir bekleme süren
olması lazım. Mesela Real Madrid, Ronaldo, Kaka, Benzema gibi süper yıldızları
alıp hemen şampiyon olamadı. Manchester City de aynı şekilde dünyanın
transferini yaptı. Hemen ilk senesinde şampiyon olamadı. Juventus,
Calciopoli'den sonra dünyanın parasını harcadı. Şampiyon olmak için yıllarca
beklemek zorunda kaldı. PSG geçen sene Montpellier'i izledi. Avrupa'nın önde
gelen liglerinde dünyanın parasını harcayıp o sezon şampiyonluk kazanmak çok
zor. Ülkemiz hariç.
Türk
futbolunda bu tip örnekler çok fazla. İstikrarsızlık istikrar olmuş neredeyse
son yıllarda. Evet bir takım şampiyon oluyor ama devam eden sezonda genelde
başarısız olmuş, 2000'den sonrasına baktığınızda. Transfer politikasındaki
yanlışlar, planlamanın düzgün yapılmayışı, en önemlisi yönetimlerin
beceriksizliği sebep olmuş buna. 2000'den günümüze gelelim ve bakalım
istikrarsızlığın belgelerine. Arada tek tük sezonlar var göze batan. Gerisi
bildiğimiz hikaye.
1999-2000 sezonunda
Fenerbahçe, ligi 4.bitiriyor. Liderin tam 18 puan gerisinde. Galatasaray
şampiyon oluyor. Serhat Akın, Milan Rapaiç, Haim Revivo, Zoran Mirkoviç, Mert
Meriç, Kennet Andersson, Yusuf Şimşek, Nikola Lazetiç, Ali Güneş, Celil Sağır,
Elvir Baliç (kiralık) toplamda 11 oyuncu transfer ediyor Fenerbahçe ve 2000-01
sezonunda şampiyon oluyor. Bir önceki sezon ligi zirvede bitiren sarı
kırmızılılar zirvenin 3 puan gerisinde ligi 3.bitiriyor. Galatasaray'ın Hakan
Şükür dışında başka bir kaybı yok ama kadrosunu baştan aşağı değiştiren
Fenerbahçe şampiyon oluyor.
2001-2002 sezonunda
Galatasaray'da Hagi futbolu bıraktığı için yok. Popescu, Jardel, Taffarel, Ümit
Davala, Okan ve Emre Belözoğlu ayrılmış. Devre arasında gelenlerle birlikte
toplamda 12 civarı oyuncu transfer etti sarı kırmızılılar ve ligi zirvede
bitirdi. Fenerbahçe de şampiyon kadrosuna 7 oyuncu kattı ama Galatasaray'ın 3
puan gerisinde kaldı. Bu 7 oyuncu da öyle genç, yedek kulübesini güçlendirecek
isimler falan değil. Ceyhun Eriş, Ümit Özat, Oktay Derelioğlu, Simao, Fatih
Akyel, Ali Akdeniz, Hakan Bayraktar. Transferler ne amaçla yapılmış belli
değil. Devre arasında zirveden çok uzak değilken seni şampiyon yapan Mustafa
Denizli'yi gönderiyorsun. Gelen uçuracak ya! Şu 2 sezon bile aslında resmin tamamı
için yeterli. Al 12 oyuncu şampiyon ol. Şampiyon ol yine de 7-8 oyuncu al.
İstikrar yok. İskelet oluşturma çabası yok. Paralar sokağa.
2002-03 sezonunda şampiyon
olan Beşiktaş, 2.yarıda gelenlerle birlikte toplamda 15 oyuncu transfer etmiş.
Bir önceki sezonun şampiyonu Galatasaray da Fatih Terim göreve gelmiş ve 15'e
yakın transfer yapmış. Ligi Beşiktaş'ın 8 puan gerisinde 2.sırada bitirmiş.
2 sezon öncesinin şampiyonu Fenerbahçe ise 11 oyuncu almış ama ligi şampiyonun
34 puan gerisinde 6.sırada bitirmiş.
2003-04 sezonunda ise
şampiyonun adı bir sene ligi önce 6.bitiren Fenerbahçe. Toplam 12 oyuncu almış.
Devreye lider Beşiktaş'ın 8 puan gerisinde girmesine rağmen geriden gelerek
şampiyonluğu yakalamış. Her şey ters. Aslında olayları hiç bilmeyen birine sor.
Herhalde Fenerbahçe son şampiyondu. Bir arada oynamayı bilen kadrosu 2.yarı
gaza bastı ve henüz takım olamayan rakibini geçti der değil mi? Ama yok. Burası
Türkiye. Fenerbahçe zoru başararak şampiyon oluyor.
2004-05 sezonunda ise
2000'li yıllardaki tek peş peşe şampiyonluk yaşanıyor. Kadrosunu koruyan
Fenerbahçe, çok fazla transfer yapmadan 3-4 kilit oyuncuyla hem ilk 11'i hem de
yedek kulübesini güçlendiriyor ve sezon sonunda ligi zirvede bitiriyor.
2005-06 sezonunda ise bir
sene önce ligi 3.sırada, Fenerbahçe'nin 4 puan gerisinde bitiren Galatasaray bu
kez şampiyonluğa ulaşıyor. Burada da Galatasaray fazla transfer yapmıyor. O
zaman yaşanılan maddi sıkıntılar, aslında 2-3 yıldır bir arada oynayan kadronun
avantajı oluyor. Birçok yeni adam gelse belki de şampiyonluk gelmeyecek ama
kadro fazla bozulmayınca başarı geliyor. Fenerbahçe şampiyonluğu son hafta
Denizli'de kaybederken 2 senede yerli, yabancı 30'a yakın transfer yapan
Yıldırım Demirören başkanlığındaki Beşiktaş, ligi şampiyonun 29 puan gerisinde
3.sırada tamamlıyor. Düşünün 2003-04'ün ilk yarısında son yılların en iyi
futbolunu oynayan kadronun yerinde 2 sene sonra yeller esiyor. Sabır yok. Sakin
olup, planlama yok.
2006-07 sezonunda ise kaçan
şampiyonluğun etkisiyle Fenerbahçe doğal olarak transfere yöneliyor. Tümer
Metin, Lugano, Edu, Kezman, Deivid de Souza, Uğur Boral geliyor. Aslında çokta
yanlış bir transfer politikası değil. Kadroda çok fazla değişiklik yok. Ama
Denizli'deki hüsrandan sonra Daum gidiyor. Zico geliyor. Brezilyalı efsane
başlarda bocalasa da Daum'un sistemine dönüyor ve 100.yılda şampiyonluk
geliyor. Bir önceki sezon ligi zirvede bitiren Galatasaray ise 14 puan geride
3.sırada. İstikrar süper.
2007-08 sezonunda ise
Galatasaray yine zirvede ve yine 10'un üzerinde transfer yaparak. Fenerbahçe,
Beşiktaş ve Sivasspor'un 6 puan önünde ipi önde göğüslüyor. Fenerbahçe'nin
Avrupa'da başarılı olmak gibi mazereti var kabul ama istikrar yine yok. Sarı
lacivertliler bu arada 8 oyuncu daha almış bu sezon. Beşiktaş ise 10'a yakın
adam almış. Yıldırım Demirören'in 100 milyon dolarlık alacağından kat kat
fazlasını harcamış Beşiktaş 4 senelik dönemde ve sadece kazanılan Türkiye
kupaları var.
2008-09 sezonunda ise
zirvenin adı en sonunda Beşiktaş. 4 sezonda 50'ye yakın transfer yapan
Beşiktaş, devre arasında alınanlarda dahil olmak üzere 9 isimle daha anlaşıyor.
6.haftada Avrupa'dan elendi diye Ertuğrul Sağlam ile yollar ayrılıyor ve göreve
Mustafa Denizli getiriliyor. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın yarıştan uzak kaldığı
sezonda siyah beyazlılar Sivasspor'u güç bela geçerek çok özlediği şampiyonluğa
ulaşıyor.
2009-10 sezonunda
Anadolu'nun 2.şampiyonu Bursaspor, tarihinde bir ilki yaşıyor. Fenerbahçe sadece
6 isme imza attırıp kadroyu genel anlamda korusa da son hafta Trabzonspor ile
1-1 berabere kalarak zirveyi kaptırıyor. 2008-09'u şampiyon bitiren Beşiktaş
ise Bursaspor'un 11 puan gerisinde kalıyor. 2010-11 sezonunda ise
Fenerbahçe kadrosunu genel anlamda koruyup 6 oyuncuyla anlaştı ve sezon sonunda
şampiyonluğa ulaştı. 2 sezonda 20 ismi transfer eden Beşiktaş ise şampiyon
Fenerbahçe'nin 28 puan gerisinde ligi 5.bitiriyor.
2011-12 sezonunda ise
Fenerbahçe yaşadığı sıkıntılı süreç nedeniyle bir önceki sezondan önemli
isimlerini kaybederken yerlerine istediği transferleri yapamadı ama sezon
sonuna kadar şampiyon olacak Galatasaray ile başa baş bir mücadele ortaya
koydu. Sarı kırmızılılar bir sene önce ligi Fenerbahçe'nin 36 puan gerisinde
8.sırada bitirdi. Ama yeni sezona devre arası transferleri dahil 12 isimle
giren sarı kırmızılılar ipi önde göğüslemeyi başardı. Galatasaray Şampiyonlar
ligi'ni düşünerek olsa da devre arası dahil bu sezona da 8 isimle başladı.
Normal giden bir sezonda Galatasaray'ın çok daha rahat olması lazım ama
Şampiyonlar Ligi önemli bir bahaneydi. Başka bir takımda çıkmayınca bayrağı
alacak, her şeye rağmen rahat sarı kırmızılılar. Fenerbahçe'nin bu sene 10'a
yakın adam aldığını ama kimyayı hala tutturamadığını da söylemek lazım.
Tüm
bunları düşündüğümde her sene gelen ve gidenleri, harcanan paraları,
istikrarsızlığı, anı yaşamayı görünce uzun süreli başarıdan yoksun kalmamızı
çok garipsememek lazım. Milli takımımızın bir başarılı daha çok başarısız
olmasını normal karşılamak lazım. Bu kadar yanlışa rağmen sonunda istenen
şampiyonluk bir şekilde geliyorsa doğruyu bulmak neredeyse imkansız.